Adab-ı İman,  Hilikil,  Nuri Bey’in Vedası

Nuri Bey’in Vedası IV.

İki gündür uyumuyorum saati kaçırırım diye. Her gün saati tam beşe kuruyorum. Dikte ettiklerinizi yapmayı deniyorum. Tam beş oluyor ve size kızgınlığım artıyor. Tam daha fazla kızacakken uyandığınızı düşünerek sizinle konuşmaya başlıyorum. Orada olduğunuzu bildiğim halde size yeterince ulaşamıyorum. Gözümün önüne suretinizi, beni dinlerken oturduğunuz koltuğu getiriyorum ulaşabilmek için ama tam size seslenecekken rüzgar vuruyor cama. Size ulaşamıyorum Nuri Bey.
Dün gece hava çok soğuktu. Nasıl bir soğuk bilseniz. Tanımadığınız birinin evinde kaldınız mı hiç? Öyle bir soğuk. Hani size ayrılan iğreti odadan öteye gidemez de aidiyetinizi sorgularsınız ya. Penceresinden kimseye ait olmayan sokaklara, göğe bile baksanız yabancısınızdır ya. Yahut istemediğiniz bir sohbetin içindeki, istemediğiniz insanın kalbindeki soğukluk gibi. Çok soğuktu Nuri Bey. Çok üşüdüm. Bir rüzgar vurdu pencereye, açayım da rahatça girsin içeriye dedim. Dolaşsın bütün evi neyi istiyorsa alıp götürsün. Çok üşüyordum Nuri Bey kalkmak istemedim olduğum yerden.

Eşinle ilk tanıştığın günü hatırlıyor musun?

– Hatırlamam mı Nuri Bey? Dün gibi hatırlıyorum. Anası ölmüştü. Anasının başında gördüm onu ilk. Gün aymış ama o kararmış gibiydi. Acı çekiyordu. Geri gelmesini ister gibi bakıyordu, sanki onunla birlikte ölmüş gibiydi.
O gün haber saldım ona. Evleneceğiz dedim. Şaşırdınız değil mi Nuri Bey, kendi ecelime kendim gittim, evet. Ama anası ölmüştü Nuri Bey. Benim de babam öldü biliyor musunuz? İnsanın anası ölünce evi de ölür. Babası ölünce eve giden yolu ölür.
Belki ben ona ev, o bana yol olur diye. O beni, ben de onu anlarım diye. Olmadı Nuri Bey. Ben onun evinde hapisim, o benim yoluma hasret. Bir kez dahi geçmişliği yok yolumdan. Ağaçlarımı sulamışlığı, saçımı okşamışlığı..
Nuri Bey yüzüme bakmışlığı bile yoktur. Gözü görmez, gönlü duymaz. Dedim ya. Sanki anacığıyla bir ölmüş gibi. Ölmüş, evi yanmış, yolunu kaybetmiş. Yapayalnız. Ben de onunla ölmek üzereyim. Evsiz, yolsuz, yalnız.

Birbirinize benziyorsunuz biliyor musun? Annesini seviyorduysa, seni de sevecektir bir gün Feride. Bazen senin gördüğün yol ile onun yürüdüğü yol bir olmaz. Yolunu değiştirmelisin..

– Bunu niçin burada söylediniz Nuri Bey? Beni dinlediğinizi ve anladığınızı sanıyordum. Birbirimize benzediğimizi söylemeyin. Asla. Benim hiç bir şeyime benzemiyor Nuri Bey. Yanımdan geçmiş birine bile benzemiyor.
Ne çocukluğuma benziyor ne o sokaklarda koşmuşluğuma. Ne açlığıma benziyor, ne düşmüşlüğüme. Yaralarım berelerim hep farklı ondan. Mesela ben sağ elimle yemeğe başlarım. Dua ederim. Dualarla bitiririm sonra o yemeği. Hiç bir duamda onun ismi geçmez. Benim kurduğum hiç bir cümlede yeri yoktur onun. Çoğu zaman tanımam onu, yatağa onunla girmem. Kaç beneği vardır, vucüdu neye benzer bilmem. Ben yer ne içer sormam. Kim bilir kimdir? Ama ben değildir Nuri Bey. Benden bir şeyler yoktur onda.
Çok yoruldum. Bir hayli yoruldum. Biraz sırtım ağrıyor Nuri Bey ara verebilir miyiz? Zaten söylediklerinizi de sevmedim. Gidip biraz uyumalıyım, günlerdir sizin için feda ettiğim uykum şimdi geldi.

 

hilikil

3. Bölüm için:

Nuri Bey’in Vedası III.

copywriter

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: