Konuk Yazarlarımız

Gözyaşları İçinde Yeşeren Fidan #6

Samsun açıklarında havada bir alev topu, denizde hızla kaçan bir yat ve karada meçhule yol alan siyah
arabalar.

Arabada bulunanlardan biri diğerlerine çok öfkeliydi. Ben size demedim mi? Ortam hani temizdi?
Hani kimse yoktu? Nereden çıktı bu yat? Bu operasyon bu kadar gizliyken sizin hatanız neredeyse
çocuğu öldürecekti….Adam bütün sinirini ekibindekilerle paylaşıyordu. Sonrasında uzun bir sessizliğe
boğuldu araba ve içindekiler. Bu sessizlik bir süre sonra az önce sinirden patlamak üzere olan ekip
liderinin telefonunun çalması ile bozuldu. Adam biraz tedirgin bir şekilde telefonunu açtı. Karşıdaki
ses telaşlı bir şekilde Arda’yı soruyordu. Radarda uçağın görünmediğini ve çocuğa ne olduğunu merak
ediyordu. Efendim uçağı kaybettik, beklenmedik bir gelişme oldu ama…ekip lideri bunları paylaştığı
sırada telefondaki ses tam anlamıyla kükremeye ve hakaretler etmeye başladı. Arda ve onun
sağlığının çok önemli olduğu anlaşılıyordu. Arda’yı kaybettiği düşüncesi perişan etmişti. Ekip lideri
devam etti; ama efendim çocuk uçakta değildi!!! dedi. Ekip lideri herhangi bir suikast ihtimaline karşı
tedbirli davranıp çocuğu uçağa koymak yerine ufak bir cansız mankeni arabada Arda’nın kıyafetlerini
giydirip uçağa koyulmasını sağlamıştı. Arda uçak patladığı anda arabada baygın halde yatıyordu.
Ancak uçağa füzeyi yollayıp patlatanlar Arda’nın öldüğünden eminlerdi. Yat hızlı bir şekilde Rusya’ya
yol almıştı. Yatın içerisindekilerin mutlu oluşları yüzlerinden okunuyordu. Bir şeyi başarmış olduklarını
zannediyorlar ve bağlı oldukları birime kendilerince olumlu sonucu bildiriyorlardı. İleri ki zamanlarda
boşuna sevindiklerini anlayacaklardı.

Arda ve onu taşıyan ekip yola arabalarla devam ettiler. Artık Samsun’dan epeyce uzaklaşıyorlardı. Kısa
süre önce farklı duygu ve düşüncelerle geldiği şehirden baygın ve olanlardan bi haber durumda
ayrılıyordu Arda. Araba Karabük’e yaklaştığında Arda bir şeyler söyleyerek uyanıyordu. İlk söylediği
kelimeler, ablam ve annem, oldu. Ekip lideri sert mizacına rağmen çocuğun kelimelerinden etkilenip
gözleri yaşarıyordu. Arda tam kendine geldiğinde yanındaki ekip liderine teker teker sorularını
sormaya başladı: Ablam, annem nerede? Siz kimsiniz? Nereye gidiyoruz? Adam sessizliğini bozmuyor
anacak gözlerinde yaşlı titremelerle kötü bir şeyler olduğunu hissettiriyordu. Arda’nın ısrarlarını ve
korkusunun her saniye artması üzerine artık sessizliğini bozmaya karar verdi. Arda sen çok değerli bir
çocuksun. Ve sen şuan sağsın. Buna odaklan. Annen ve ablanı arkadaşlarımız arıyorlar. Sağ sağlimde
kavuşacaksın merak etme. Arda duyduklarına inanamıyor ve sürekli ablasını, annesini ve dayısını
düşünüyordu. Nereye gidiyoruz? diye sordu son kez. Adam iç çekere bir kerede cevap verdi.
İSTANBUL’A BABANIN YANINA…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: