Konuk Yazarlarımız

Gözyaşları İçinde Yeşeren Fidan #5

Arda yaklaşık iki günde ikinci defa silah sesi duyuyordu. Bu ikinci ses ilkinden biraz daha acıtmıştı
içini. Çünkü bu sefer namlunun ucunda ablası vardı ve bunu gayet iyi biliyordu. Bu kadar acıyı artık
bünyesi kaldıramadı. Ve o an “Ablam” diyerek sessiz bir haykırışla yere yığıldı. Gözlerinde yaşlarla,
korkundan ve üzüntüden bayılmıştı. Telefondaki adamın “Orda mısın?” diye bağırmaları bile artık
Arda’yı o baygın halinden geriye getiremezdi. Arda o sırada farklı bir âlemde ablasıyla, annesiyle ve
dayısıyla beraberdi. Hiçbirinin hatta Arda’nın bile sonunun ne olacağını kimse bilmiyordu ve
bilemezdi.

Yazlığın açık kapısından, Arda’yı oraya getiren arabanın şoförü usulca içeri girdi. Dışarıda beklemekten
sıkılmış ve içeride neler olduğunu merak etmişti. Arda’yı yerde görünce ölmüş olacağını düşündü.
Kucağına alıp arabaya götürecek ve sonrada arabasını bilinmezliğe sürecekti. Arda’ya yaklaştı usulca.
Önce Arda’nın numara yapabileceğini düşünerek, ayağı ile dürttü. Hiçbir tepki görmeyince eğildi, tam
Arda’yı yerinden kaldıracakken dışarıdan birden fazla araba sesi duyması ile irkilmesi ve tedirgin
olması bir oldu. Hızlı bir şekilde düşündü ve çocuğu orada bırakıp kaçması gerektiğine inanarak evin
arka kapısına hızlıca ilerledi. Şoför arka kapıdan uzaklaşıyordu bilinmeyen misafirler yazlığa gelirken.
Davetsiz misafirler, yazlığın yeni konukları, siyah takım elbiseli, gözlüklü ve silahlı on adam. Yazlığa
hızlıca ve kendilerinden emin bir şekilde girdiler. Birisi Arda’yı aldı, diğerleri de etrafı son olarak
gözden geçiriyorlar ve alınması gereken bir şeyler olup olmadığını kontrol ediyorlardı. Yazlıkta
Arda’dan başka önemli bir şey yoktu. Sadece onu alıp arabalarına geri döndüler. Uzun bir yolculuk
hem isimsiz bu adamları hem de olup biten son olaylardan habersiz olan Arda’yı bekliyordu.
Samsun’un batısına doğru ilerlediler. İlden epeyce uzaklaştıklarında deniz kenarında bir yerde
durdular. Kimse arabadan inmiyor ve sadece denizle gökyüzünün birleştiği ufuk çizgisine bakıyorlardı.
Bir şey bekliyor oldukları belliydi. Çok uzaklarda küçük bir cisim hızlıca geliyordu. Bu cisim Arda’yı
almaya gelen, suya iniş yapabilen 2 kişilik ICON A5 uçağı idi. Uçak usulca suya indi ve sahile yaklaştı.
Bu arada arabada bulunan adamlardan biri Arda’yı kucağına almış uçağın yanaşacağı iskeleye doğru
çoktan yol almıştı. Uçak iskeleye iyice yanaştı ve durdu. Adam, olanların tamamından habersiz ve
baygın bir halde bulunan Arda’yı titizlikle uçağa yerleştirdi, sonra da kemerini sıkıca bağladı ve pilota
dönerek; “Tamam, çocuk hazır, harekete geçebilirsin” dedi.

Uçak hareket etti. Sudan yukarıya doğru çıkarken bir kartal misali süzülüyordu. Bu arada denizin
üzerinde duran lüks bir yattan bir ateş topu fırladı. Bu yerden havaya elle kontrol edilebilen bir
füzeydi. Az önce havalanan uçağa doğru füze hızlıca ilerledi. Her şey aniden değişiyordu. İnsanın
gözlerini kamaştıran bir alev topu havada duruyordu ve alevlerin içinden uçağın parçaları yavaşça
yere süzülüyordu.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: