Genel,  Konuk Yazarlarımız

Gözyaşları İçinde Yeşeren Fidan #4

Arda telefondaki sese ne kadar inanmak istemese de, adamın ürkütücü ses tonu onu korkuya
itiyordu. Telefonun ahizesi yavaşça elinden kaydı. Ölüm çemberine dayısı ve kendisinden sonra
annesi ve ablasının da katıldığını hissetti. Gözleri yaşlı bir şekilde telefonu tekrar eline aldı. Zorda olsa
bir cümle söylemeye çalıştı; “Ne istiyorsunuz?” Adam çocuğu istediği duruma getirmenin mutluluğu
ile söze başladı; “Dayının şehrin dışında bulunan yazlığına gideceksin. O evde bir kasa var. İçinde
bulunan dosyaları ve CDleri bana getireceksin” dedi. Arda can kulağı ile dinliyordu. Adamın isteklerini
dinledi ve aklına gelen soruları sormaya başladı; “Ben oraya nasıl giderim? Hem gidebilsem bile
kasanın anahtarını nereden bulurum?” Adam her zamanki soğukluğu ile cevaplar vermeye başladı
“Hemen hastanenin dışına çıkıyorsun ve karşıda seni bekleyen siyah Mercedes marka arabaya
biniyorsun. O araba seni dayının yazlığının yakınına götürecek. Anahtarı da düşünme mutlaka orada
bulacaksın”

Neredeyse sabah oluyordu. Arda hastane kapısından çıktığı an, karşıda bekleyen arabayı gördü.
Hızlıca arabanın yanına yaklaştı. Arabanın camları siyahtı ve içeride kimin olduğunu göremiyordu.
Arka kapı açıldı ve Arda hiç ses çıkarmadan korkarak arabaya bindi. Araba yavaşça hareketlendi. “Sen
kimsin” dedi Arda, arabanın şoförüne. Yanıt gelmedi. Tekrar denedi ama yine yanıt gelmeyince soru
sormayı bırakmaya karar verdi. Aklında ameliyattan bir türlü çıkmamış olan dayısı, ablası ve annesi
vardı. Artık kendi hayatını düşünmüyordu. Yazlığa yaklaşmışlardı. Araba ani bir şekilde durdu. Yazlığın
yakınında sivil bir polis aracı bekliyordu. Şoför bu durumu anlamış ve yakalanmamak için uzakta
durmuştu. Arda o sırada kapıyı açıp inmeyi düşündü. Kapıyı açmaya çalıştı ancak kapılar kitliydi.
Uzun bir zaman kuytu bir köşede beklediler. Yazlığın önünde bekleyen araç hareketlendi ve
uzaklaşıyordu. Tamamen gözden kaybolduklarında ise kapı kilitlerinin açılma sesi geldi. Arda kapıdan
indi ve koşar adımlarla eve doğru yürüdü. Evin kapısına geldiğinde kapının açık olduğunu fark etti.
Kapı aralıktı ve bu Arda’yı daha da korkutuyordu. İçeri girdiğinde tüm eşyaların birileri tarafından
dağıtılmış olduğunu gördü. Ortalık savaş alanı gibiydi. Tam o sırada bir telefon sesi duyuldu. Arda
telefonu aradı ve buldu. Telefonu açtığında dünyaların onun olacağını hiç düşünmemişti. Telefonun
diğer tarafında annesi vardı. “Oğlum” dedi sesi titreyerek. “Oğlum nasılsın? Biz iyiyiz…” Arda cevap
bile veremeden telefonu annesinin elinden biri almıştı ama annesinin sesini kısa süre duymak bile
mutlu etmişti. Artık konuşan dayısını vuran adamdı. “Kasanın ve anahtarının nerede olduğunu annen
biliyordu. Bu yüzden annen ve ablan yanımızda. Eğer dediklerimi yaparsan kimseye zarar gelmez.”
Arda dikkatle dinledi ve tamam yanıtını verdi. Adam sözüne devam etti; “ Şimdi anneni tekrar
veriyorum sana kasanın ve anahtarının yerini söyleyecek.” Arda’nın annesi hızlı bir şekilde mutfakta
tezgâhların altında saklanmış deterjan kutusundan bahsetti ve anahtarın orada olduğunu söyledi.
Arda hemen anahtarı bulmaya koyuldu. Bu sırada bir elinde de telefon vardı. Mutfağa girdi ve annesinin söylediği yerden önce deterjanı buldu ve sonra içinden kasanın anahtarını çıkardı. Annesi
bu sırada oturma odasında bulunan kasanın yerinden bahsediyordu. Arda oturma odasına geçti.
Adam telefonu tekrar almıştı. “Açtın mı kasayı hadi….” Arda oturma odasına girdi kasanın olduğu gizli
bölmeyi buldu. Kasaya anahtarı taktı ve açtı. Kasa açıldığında Arda çok şaşırmıştı. Çünkü kasa boştu.
Telefondaki adama döndü ve “Kasa boş” dedi. Adam Arda’nın bu sözüne inanmadı ve ısrarla hemen
dosyaları alması gerektiğini söylüyordu. Arda tekrar kasanın boş olduğunu söyledi. Adam buna
inanmamakta ısrar ediyor ve Arda’ya tehditler sıralıyordu. Bu sırada telefondan bir silah sesi geldi.
Adamın son olarak “O dosyaları getirmeden ablanı göremeyeceksin” diye haykırdığını duymuştu.

UMUT YALNIZ

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: