Konuk Yazarlarımız

Gözyaşları İçinde Yeşeren Fidan #3

Ardanın duyguları, muhtemelen dayısını vuran adamın arkasında olduğunu görmekten dolayı alt üst
olmuştu. Korku dolu gözlerle camdaki surete gözünü dikmişti. Nasıl davranması gerektiğini bilemediği
gibi adamın ona ne yapacağını da kestiremiyordu. Kendisinin de dayısı gibi bir duruma düşebileceği
ihtimalini aklının tam ortasına yerleştiriyor ve korkuyordu. O anların son zamanları olduğunu
düşünüyordu. Bu sırada adam avını köşeye sıkıştırmış bir avcı gibi gülümsüyor ve avına son nefesini
alması için süre verir gibi bekliyordu.

Son bir nefes alıp cesaretini toplayan Arda, çok zayıf bir ses tonuyla; “Dayımı neden vurdun?” diye
sordu. Adamın bu kadar az çıkan bir sesi duyması imkânsızdı ama Arda’nın bir şeyler söylediğini de
anlıyordu. “Ne dedin çocuk?” dedi, sert bir ses tonuyla. Arda, bir öncekinden daha fazla sesle;
“Dayımı neden vurdun? Diyorum” dedi. Adam gülümsedi ve “Sen anlayamazsın, dayın bunu çoktan
hak etmişti.” Diyerek yanıt verdi. Adamın soğukkanlılığı Arda’nın küçük yüreğine korku veriyordu.
Tam bu sırada adamın sol eliyle ceketinin cebinden bir şey çıkardığını gördü. Ne olduğunu camdan
anlamak mümkün olmuyordu. Adama dönüp kaderinde ne varsa yaşamaya karar verdi. Usulca döndü
ve adamın az önce ceketinin cebinden çıkardığı şeyin orta boyda siyah saplı gümüş bir bıçak olduğunu
gördü. Artık korkmaması gerektiğini ve her şeyin bittiğini düşündü. Dizlerinin bağı çözülmüş her şeyi
akışına bırakmıştı. Adam geride bir iz bırakmamak için Arda’yı da oracıkta yok etme planı yapmıştı. Bu
hem duruşundan hem de gözlerindeki sakin nefretinden belli oluyordu. “Hiçbir şey hissetmeyeceksin
çocuk” dedi. Dünyanın tüm kötülüklerini içerisine toplamış gibi sinsice gülümsedi. Dünyadaki son
saniyelerini geçirdiğini düşünen Arda, koridorun sonundan gelen polis telsizi sesini duyunca yeniden
doğmuş bir bebek gibi, mutluluktan ağlamaya başladı. Seviniyordu, kurtulmuştu. Bu sırada aynı sesi
duyan adam hızlıca elindeki bıçağı cebine koydu ve Arda’ya “Beni bulacaksın. Sen yanıma geleceksin”
dedi ve oradan hızlıca uzaklaştı. Adamın dediklerinden etkilenen Arda, yanına kadar gelen hemşire ve
yanındaki polisi görünce, şaşkınlığını bırakıp rahat görünmeye karar verdi.

Polis, dayısının yaşadığı olay hakkında sorular sormaya başlayınca, Arda hemşireye dönüp aklına
gelen soruyu sordu; “Dayım nasıl?” Az önce yaşadıkları süresince dayısını unuttuğunu fark etmişti.
Hemşire cevap veremedi çünkü dayısının durumu belirsizliğini koruyordu. Polis memuru hemşirenin
bu şaşkınlığını anlayıp “Dayın yaşayacak” demesi bile Arda’ya inandırıcı gelmedi. Polisin sonrasında
olay hakkındaki ısrarlı soruları Arda’yı içinden çıkılmaz bir ruh haline sokuyordu. Kafasında olayı tekrar
hatırladı. Tüm kareleri gözlerinin önünden tekrar geçirdi. Kendince olayda ve olay sonrası hastanede
yaşanan fazla kareler bulunduğunu düşünüyordu. O karelerde ise az önce onu öldürmeye gelmiş
adam vardı. Adamı, polise anlatması ile kendisi ve dayısının başına kötü şeyler geleceğine emindi.
Tüm olayı, fazla kareleri çıkararak polise anlattı. Polis son olarak söylemek istediği bir şeyler olup
olmadığını sorduğu sırada Arda, dayısını, kendisini ve o an aklına hiç gelmeyen köyde bıraktığı anne
ve ablasını düşünüyordu. Hayır diye karşılık verdi polise. Hemşireye, “Kartlı telefon var mı buralarda?”
diye sordu. Annesini aramalıydı. Hemşire bir alt katta bulunan telefonun yerini tarif etti.

Arda duvarda asılı telefona yaklaşıyordu. İçerisindeki tüm üzüntüleri ve fırtınaları, annesi ve ablası ile
paylaşacaktı. Elini tam uzatırken telefon çaldı. Bir an irkildi. Dışarıdan bir arama gelmişti. Hastaneden
birini arıyorlardır diye düşündü. Arda’nın kararı, sesi ilk duyduğu andan itibaren telefona
bakmamaktı. Biraz bekledi ve telefon sustu. Şimdi hemen aramalıyım dedi kendi kendine. Elini bir kez daha ahizeye uzattığında telefon tekrar çaldı. Bu sefer irkilmemişti. Belki bir hasta yakınını arıyorlardır
diye düşündü. Açmaya karar verdi. Telefonu açtı. “Alo, buyurun” dedi. Karşıdaki ses; “Annen ve ablan
elimizde…” diyordu. Arda gerçekten anlamamıştı ve “Efendim, ne dediniz?” dedi. Karşıdaki ses tekrar
“Annen ve ablan elimizde” dedi. O ses az zaman önce Arda’ya beni bulacaksın diyen adamın sesiydi…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: