Konuk Yazarlarımız

Gözyaşları İçinde Yeşeren Fidan #1

Arda, arkadaşlarından daha uzun ve biraz da zayıftı. İlkokulu Kastamonu’nun küçük bir köyünde okumuştu. Sade ve imkânsızlıklarla dolu bir köy okulunda… Babasının, Arda bir yaşındayken ölmesi kendisi, annesi ve ablası için de zorlukların miladı olmuştu. Bu dönemden hatırında kalan tüm olumsuzluklara artı olarak arkadaşlarının her hafta sonu Küre’ye gidip alışveriş yapmaları ve kendisinin de onları beklemesiydi. Sabah kalkan köy otobüsünün ardından her defasında el sallar ve o otobüs gelene kadar gözlerini yoldan ayırmazdı. Arkadaşlarını kıskanmaz veya kendi durumuna kahrolmazdı; aksine temiz ve saf kalbiyle onlar adına daha çok sevinirdi.

İmkânsızlıklar aslında doğduğu gün başlamıştı.  Yaşamanın verdiği imkânlarla birlikte… Çileli hayatının, ortaokul ve lise eğitimi için Samsun’a, dayısının yanına gönderilmesi ile birden değişeceğini, hiç kimse hatta kendisi bile akıl edemezdi. Otobüse binerken çok uykusu olmasına ve aradan yaklaşık dört saat geçmesine rağmen neden uyuyamadığını düşünüyordu. Tam o sırada yanına yaklaşan hostes, “Delikanlı Samsun’a varmak üzereyiz.” dedi. Birden içi ürperdi, gözleri yaşardı. Hem yeni bir yaşama başlayacak olmanın heyecanı vardı içinde hem de hostesin sesinden gereksiz yere etkilenmesinin sıkıntısı. Hemen kendini toparladı ve “Teşekkürler abla.” dedi hostese. İşte anahtar kelime bu sözlerdeydi: “Abla” Hostesin sesi, geride bıraktığı biricik ablasının sesine çok benziyordu. Veya ayrılığın hüznü kulaklarına hükmediyor, o sesi ablasının sesiymiş gibi algılatıyordu.

Havanın loş bir karanlığında Samsun’a giriyordu otobüsü. O an gelmişti. 5 yıl önce gördüğü dayısını görecekti çok yakında; yeni bir yaşama başlayacaktı. Bir de geride bıraktığı annesi ve ablası vardı. Bu düşüncelerle yaşlanmış gözleri, penceresine vuran yağmur damlaları eşliğinde şehrin sarı lambalarına takılıyordu. Otogara yaklaştığında hüznü ve heyecanı küçük kalbinde bir kat daha büyüdü. Otobüs usulca yanaştı ve Arda için kapılarını açtı; bundan sonra yaşayacağı yepyeni bir hayata…

Otobüsün merdivenlerinden usulca indi. Etrafta çok fazla insan vardı. Dayısını nasıl görecekti ve görse bile nasıl tanıyacaktı? Aklının bir köşesinde yankılanan seslerdi bunlar. “Arda!” diye bir ses geldi kulağına. Heyecanlı bir şekilde arkasını döndü ve “Dayı?” dedi refleks olarak; dayısı biraz uzakta karşısındaydı. Küçük adımlarıyla ve az önce aldığı ufak bavulu ile dayısına doğru yürüyordu. Tam o sırada sadece otobüs terminalinde değil tüm Samsun’da yankılanan bir ses duydu. Tüm insanlar irkilmiş ve bu sesin ne olduğunu, nereden geldiğini merak ederek bir yerlere atmışlardı kendilerini. Sadece Arda ve dayısı ayakta duruyordu. Arda ne olduğunu anlamamıştı, dayısının diğer insanlardan farklı olarak yere yığıldığını görene kadar.

UMUT YALNIZ

*Öykünün devam niteliğindeki bölümleri Çarşamba ve Cumartesi günleri sitemizde yayınlanacaktır. Beklemede kalın.
Keyifli okumalar dileriz.

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: