Hasbihaller,  Lukka

Oku ve Gurur Duy

Dün eşimin arkadaşları ve eşleriyle bir sohbet ortamında beraberdik. Benim için yeni bir ortam. Kimseyi tanımıyorum ve haliyle kimse de beni tanımıyor.

Konu kitaplardan ve okumaktan açıldı. Ben çocuklara kitap tavsiye ettim, oğlumun kitapları olduğunu ve onlara da uygun kitaplar bulabileceğimden bahsettim. Buraya kadar her şey normal. Tuhaf olan annelerin kendi okumaları, aslında okumamaları üzerine verdikleri tepkiydi, belki de mahcubiyetleri. Ben kitaplardan bahsederken bir anne gülerek, “Hiç kitap okumadığım için bahsettiğiniz kitapları da bilmiyorum.” dedi. Diğer anne de benzer bir gülümseme ile destek verdi. Bu arada bahsettiğim kitaplardan biri Namık Kemal’in İntibah adlı eseri. En azından lise sıralarında bir kez de olsa duymuşuzdur hepimiz.

İlk defa karşılaştığım ve bir daha karşılaşmak istemediğim bu kişilere yorum yapmadım, sadece bana göre oldukça büyük anlamlar içeren küçük bir tebessüm gönderdim.


Buradan şunları söylemek istiyorum. Kitap okumamanın hiçbir bahanesi yok. Hele ki “Kitap okumuyorum.” demeyi marifet saymanın, onunla gurur duymanın hiçbir anlamı yok, ki umarım bu davranışlar utangaçlıklarının bir sonucudur. Yapmayın lütfen! Bu ülkenin okuyan nesillere ihtiyacı var. Okuyun ve okutun. Sonra da çocuğunuzla, eşinizle, kendinizle okuduğunuz için, evinize kitap yetiştiremediğiniz için gurur duyun. Yapılan istatistikler Türkiye’de bireylerin kitap okumak için ortalama yedi dakika harcadığını gösteriyor. Zamanın neredeyse sekiz saatini internette harcayan bireyler sadece yedi dakikalık bir süre ayırıyorlar kitap okumak için. Ayrılın ekranların başından, biraz kitaplarla yaşayın.

Çocuklarınızın Survivor izlemesini, bahsettiğim anne gibi, keyifle anlatmayın. “Oğlan azıcık okur da, kız hiç okumaz.” demeyin. Çok yazık, çok üzülüyorum o çocuklar için. Ve evet ben oğluma kitap yetiştiremiyorum, bununla da gurur duyuyorum.

Geleceğimiz için bu okuma mücadelesini vermeliyiz. Okuyun ve okutun.

Sevgiler…

3 Yorum

  • simyacı

    Akıl hastaları niçin tımarhanededirler ? Cevap : Sayıları az oldukları için.Eğer onların sayıları çok olsaydı akıllılar tımarhaneye konacaktı.Maalesef ülkemizde böyle bir durum yaşanıyor.Kitap okmak garipseniyor.çünkü okumayanların sayısı çok.Okuyanlar azınlıkta.Yani tımarhanede kim var ?

  • simyacı

    Geziye giden çocuk yanında kitap götürünce dalga geçiliyor ise,harçlıklarıyla kitap almak isteyince arkadaşları gülüyor ise çocuklarımıza nasıl bir ortamda bırakıyoruz ?aynısını yaşıyoruz.büyüdükçe kitap okumayan büyük bir kitlenin içinde kalacaklar..çok garip değilmi…doğruları gösterdiğimiz çocuklarımız azınlıkta kalıyor…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: