Adab-ı İman,  Hilikil

20

“Ruhum!
Ovada sert es, yamaçta sus ve ırmakta ağla.”

 

20 yaşındaydım.

Yel gibi aylak, tüy kadar temiz. Bazen sabah bazen de akşamları oturup düşünürdüm insanların büyüklü küçüklü derdini. Kahve mi içsem çay mı bir türlü karar veremez saatlerde, içten içe büyürdüm; gerek santim santim gerek satır satır.
Büyüdüğümü hep geç farkediyorum. Olduğum zamandan ya hep sonradayım ya hep öncede kalmış.

Sevmek için birilerini bulur, dostlarımın sözlerine tamah ederdim. Bir yanım dünyadaki bütün heyecanları içinde barındırırken yaşlıydı diğer tarafım.
Korkularım vardı; acaba doğru yoldan çıkacak mıyım, şöför uyudu mu ki gibi. Oysa 30 olsam farkedecektim doğru yol diye bir şey yokmuş ki.

Her şeyin benim için olduğu inancım asla çıkmıyordu aklımdan, bilmem kaç kilometre ötede tanımadığım bir adam mesela;
benim için bahçesine kasımpatı ekmiş,
bilmem ne adasında bir kaplumbağa üzerine düşen hindistan cevizi yüzünden evinden olmuş; benim için.
Belediye çit dikmiş Van’da bir alabalık çiftliğine, köy gibi bir yer hiç gitmem. Kızın biri ikinciye hamile, diğer vatandaş yüksek tahsille mezun olmuş iyi bir okuldan, benim için.

Zıtrilyon yıl uzaklıkta bir yıldız uranüs’ün tepesinden venüs taraflarına kaymış, benim için.
Dünya benim etrafımda dönüyormuş ben de büyük bir şeymişim fikri. Tevazuyla henüz tanışmamıştım. Tam 20 yaşına kadar hüküm süren deli bir şey, kaygan bir zeminde yürürken gözlerimde beliren o endişe hissini yerle bir eden zaten ölmem ki fikirciğinin anası.

Anlam veremediklerini hiçe sayma ve ara ara ceryan eden beyin göçleri, kalp şırfıntıları.
Adım keşke şu olsaydı, orda burda doğsaydım; keşke bir anda dünya kopsa ben de bu kaostan sağ çıkabilsem falan filan. Daha da ileri gidip kulaklığı taktığım her an başka bir dünya starı gördüğüm lanet olası tuvalet aynası. Ben 20 isem o beştir, insan karşındakine “bre napıyorsun” demez mi hiç?
Demez, medet beklediğin şey ayna ise demezler tabi. Ara ara yeteri kadar güzel olmadığından bahsetmek ister ama şak diye sustururum oracıkta. İki sabun bir su, ağlamaktan morarmış suratıma şaklatırım oda görür elbet akıbetini.

Birlikte yalandan film çektiğimiz, bisikletten düştüğümüz çocukluk arkadaşlarından yavaş yavaş haber dahi alamadığımız zamanlardaydım hep. Sınırdaydım. Yalan olmasın anayı babayı kim takar tabi estağfirullah, siyasi bir lider ticari bir taksiyi durdurmuş hiç şaşırmam; konu komşu toplaşıp bize gelmişler, inimden çıkmam. Bavul hazırlar 3-5 gün tanıdığım birinin şıpsevdi hayallerinin peşine, hop ordan hop buraya sıçrayasım gelirdi.

Beynimde çok ayıpsanacak tıngır mıngır sesler, aklımda büyük adam olma merakı.
20 yaşındaydım hep. Bazen 19 dan 20 bazen tam 12 den 20.

copywriter

4 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: