Azad-ı Liman,  Hilikil,  Şiir

Senden

Senden bir sen daha var bu diyarlarda
en az sen kadar sen
ve hiç sen değilmişcesine ben.

 

Sevdadan muzdarip mülteci suskunluğundan tanırım buraları,
Rüzgarı hoyrat, özgürlüğe hasret.
Kızlar ve çocuklar hep aynı ağızdan aynı türküleri söyler.
En çok da kızlar.
Birini memleketiymiş gibi, memleketinden daha çok seven;
yazmasının oyasına gizliden sevdiğinin adını işlemiş,
ince belli, köy entarili
soysuz kızlar.

Ta uzaktan,
çok uzaktan hiç görmediği yari belirince
sağa sola kaçırdığı iri narin gözlerinden tanırım onu,
yüzündeki suçlu meraktan
Dağ başında bir diken merhameti için biten,
hiç görmediği yerlere tekrar tekrar giden,
hanidir gül öttü mü bülbül gibi bekleyen.
Belki hiç bilmediği bir yanı uyanır diye zalim,
karanlık, derin uykusundan.

Yağmur yağdı mı tanırım onu,
hele ki topal kızı, kara kaşı.
Körpe, amansız
Tadı tuzundan illet, belki biraz kırmızı
Ama ne hikmettir ki yine gördüğümden acı.
Demem o ki yağmur yağdı mı yazın,
bir tenhaya koşar buralarda dört nala herkes,
ıslanmasın diye üstü başı.
Yerini başka bir telaş alır mavra niyazların.
Ben bu koşuşturmadan tanırım onu,
ıslanmasın diye kirpikleri kızların,
eteği beline çarpa çarpa, nazlı
el gibi şeylerden.

Sabah oldu mu bilirim onu,
gecesinden yağmur yağmış nemli dudakları titremeye başlar.
Gönlündeki dirhemden tanırım onu,
elin keyfine gözleri değen; surlarla kaplı dilinin ucunda
akılsız, çirkin
kansız kızlar.
Uktesini bir mert etesinin hayrına getirtmiş,
birileri vedasından memnun,
birileri nereye gideceğini bilmez gibi ürkek
kelimelerin prangasızlığında kaybolmuş.
İçi boş bir çift güzel kelimeyi bile az bulmuş,
kısa boylu, esmer
kimsesiz,
göçebe bir oğlan.

O ki senden bir sen daha var bu diyarlarda
el gibi,
en az ben kadar belalı
ve hiç ben değilmişcesine
zayıf, kırılgan
bahtsız;
uzaktan uzağa,
küskün.

copywriter

5 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: