Nihce

Kül

Heveslerimi bir çukura doldurdum
Bağladım üstelik düğüm düğüm
Hava yağmurlu ve odayı aydınlatan şimşek sesleri etrafta
Aynaya baktığımda 18 yaşını hevesle bekleyen kız çocuğu görüyordum
Şimdi yaşlanmıştık hissi hakim ruhumda
Sadece kendimi, sadece nasıl geldiğimi, sadece nasıl bu hale…
Oturdum aynalı pencerenin önüne
Hayat,
Heyhat sen ne kadar adaletsizsin?
Kül rengi bir sıcaklığın
Ama sadece kül rengi bir sıcaklığın
Esiri olmuştum ve
Bu yeterli değildi simsiyah gökyüzünü ısıtmaya
Tırnaklarımda kırmızı ojeler
Çimlerin rengi de artık yeşil değil benim için
Annemi çağırıyorum uzaktan ve
Gerçekten sarılmak istiyorum ona
Sen anlamazsın bir babasızlık kaç anneye mal olur bu hayatta
Ve sen anlamazsın
Babasız kız çocuklarının adımlarına yansımış tedirginliği
Bir kaktüs nasıl hayata tutunabilir
Su dolu vazonun içinde?
Bir insan nasıl yaşayabilir
Kendinden kaçarak?
Ben fıtratını inkar eden bir kafir
Asfaltta yürümek istemeyişimi asla anlamayacaksın
Bir kuş özgürlüğündeyken ruhun
Asla uçamayacaksın
Sen “asla” demenin ne demek olduğunu
Asla anlamayacaksın
Ruh yarılırcasına içinden dökülen
Amansız acıların
Kaygıların
Ulaşamayacakların
Diziliyor etrafına
Sen çocuk yanının fedakarlığında
Bir kadın oluyorsun
Sana söylemiştim ilhamım,
Sana söylemiştim iç sesim,
Sana söylemiştim küçüğüm,
Ben kurdele yapmayı bile bilmeyen bir kızım,
Senin düğümlerini çözemem.

2 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: