Azad-ı Liman,  Hilikil

Yalnızlığımın 20. Yüzyılı

 

Bazı evlerin tam iki penceresi var. Bir diğerinden ötekini seyredebilmek için sarktığımda görebiliyorum ancak gökyüzünü.

Sevmesem bile bakıyorum bazen parlak bazen cılız yıldızıma. Bir evin penceresinden bakıyorum yalnız suretime. Ay ışığı vuruyor, gündüz güneş hırpalıyor.

Bir evin bir penceresinden görüyorum gökyüzü ve yeryüzünün ayrılığını. Birine yüz çevirecek olsam diğeri hasedinden kırılıyor. Kılıksız gökyüzünden medet beklerken gün doğuyor, kibirli güneş ısıtıyor diye bizi ısındık sanıyor. Ancak yalnızlığımı çoğaltıyor, besliyor ve büyütüyor.

Aynı masada aynı pencereden aynı gökyüzüne bakarken birden vazgeçmeye benzeyen bir şarkı düşüyor aklıma. Elimdeki bardağı içmesem bile bırakamıyorum o masadayken, dolmuyor da üstelik sakisi yok. Bardağımdan bir başkası mey içmesin için değil, bardağım kirlenmesin için. Bırakırsan vazgeçmiş olur musun dese biri sinirimden yerle yeksan ederim bardakcağızı.

Vazgeçmek,

ne büyük bir savaşın ilk kelimesi.

Vazgeçmenin çaresizliğini ancak yere düştüğünde kırılan bardak değil dizlerin anlatacak, tarifi mümkün mü bu hissiyatın; yalnızsın hiç olmadığın kadar. Çoğalacak yalnızlığın, daha fazla düşmeden kalk bu masadan zira karanlık çökmek üzere. Bırak bu yalnızlık gemisini, bir yalnızlık bin kalabalık ediyor anlasana. Sen bakmazsan pencereden kendi aynana kirlenir bu bardak ki zaten sakisi eksik kim doldurur da ben içerim?

Yine de dura dura kirlenmiş bardak, kirlenmiş gömleğim de, dokunsam pir-i pak yanına ben keşke. Uçuş uçuş, gözlerinden bir kelam hem de sizli bizli. Ay gitsin desem, yıldız kaysın, güneş batsın; bize ne. Gelecek yolun yoksa, yoluma çıkmak istersen; yolunda durayım. Dur! Gitme, soluklan sana bir şeyler anlatayım. Dur da bir kelime denkleştir, su iç. Her yudum dolansın boynuna, uyluktan. Tohumdur ya ağlayan, bir dokuz da sen ağla. İsyandır her damla, günahtır da harama her yudum. Kaderi kararmış sen elinde geceden daha katran, kolu kanadı taş tutmuş. Nasır nasıl bağlamış kör yarayı.

Bir şey yap saki yara kanıyor, bir kelam et bir şiir oku. Hiç olmazsa bir nefes ver yüzüme doğru tozum toprağım eksilsin, bardağım temizlensin. Saki gitme,dur, soluklan sana niye sustuğumu anlatayım.

Erbane kadın, erbabına mey ikram etsin, biz de payımızın çeşmesinde susuz gönül bekleyelim.

Erbane kadın yorganı daraltsın, ölüm elini beline bağlasın.

Kadın sensiz dinlesin, kuşların yalnız titrek sesini bir pencereden diğerine bakarken. Sen sabahın hayrına, kimsenin  hatrına gelmeyesin.

copywriter

7 Yorum

  • Beyzanur

    Sen sabahın hayrına,kimsenin hayrına gelmeyesin. Müsaadenizle sevgili yazar,üzerine on saat düşünmek üzere ayrılıyorum.

  • Meryem Yiğit

    Bir his bu kadarmı güzel betimlenir hissettirilir. Sanki yalnızlık dile gelmiş de derdini anlatmaya çalışıyormuş gibi. Müthişsin hili seni his canavarı seni😂

    • hilikil

      yalnızlık dile gelse neler olurdu diye düşündürdü bana 🙂
      teşekkür ederim canım benim ♥️

  • sessiz haykırış

    evet aslında birçoğumuz kalabalıklar içinde yalnızız bazen diyorum alıp gideyim başımı buralardan en azından kimsenin olmadığı yerde yalnız olurum hem bu kadar kalabalığı çekmem hem de gerçekten yalnız olurum ne bilim öle işte saygılar.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: