Nihce

MUAZZAM KAYBOLUŞLAR

 

Beynimi yiyip bitiren nöronlara ve kalbimi tesirsiz kılan tüm bu çabaya ithafen;

Kendi iskeletime yabancılaştım
Biraz gece ve biraz gündüze yaklaştım
Tüm duvarlar infilak etti
Tırnaklarım güçlü duramadı bu sefer
Yerküre sayısız kez kırıldı
Eylül daha meydanda yok
Tüm silah sesleri arsız
Özgürlüğümüzü çepeçevre sarmış
Haydutlar etrafa yayılmış
Arkana bakmadan kaçıyorsun
Ha bir de
Ellerimi tutmuyorsun.
Gözlerinden akan tuzlu su
Big Bang’e ilham olmuş
Koca bir evrene yayılıyorsun
Şerefli damarların kıvılcım oluyor
Merhametsiz bir dünya yaratıyorsun
Yine bir gün ölmüyor ve öldürmüyorsun
Tavırların yaşlı dedenin bastonunu kırıyor
Dikkat et
Bir yerlerde katil yetiştiriyorsun.
Bir gün seni tanımıştım
İnatçı gök kubbe yarılmıştı
Ben yanılmıştım
Tüm dünya sana darılmıştık.
Bağrıma basa basa yürüyordun
Ve dur bağırma diyordu herkes sana
Ayıp olur bu kadarı gerersen çarmıha
Biliyor musun?
O krokiyi ben de çiziyordum.
Yalnızlık korkak bir yolda yürüyordu
Adımlarımız tedirgin
Sen hiç olmadığın kadar hakimsin konuya.
Sürrealizmden kaçamıyoruz.
Nitekim nazım ölçüleri bize uymuyor.
Galiba hep terk etmeye meyilliyiz
Bu yüzden de serzenişliyiz
Bırak elindeki o kopmuş telleri
Biz ezelden beri birlikteyiz.
Şimdi sana bir şarkı mırıldanacağım
Soluk gün doğumunun sesini aç
Yasakları çiğneyelim bugün yine ve
Sanatla teşvik edelim kötülüğe
Özgür zihnimizi soluyalım oksijen yerine
Kapılar kapandı sanıyordum sevgilim
Peki ya bu ses ne?

4 Yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: