Nihce

KADERİME AŞIĞIM

 

Sensiz geçen zamanların şahidi
Geçirdiğim en güzel anın
En sevdiğim defterimin arasında
Can bulması
Sevginin arka bahçesine girmek
Kaybolmuş oyuncağıma
Kavuşmak
Çamurlu ellerimle
Sana dokunmak ve
Cehennemden gelmesi sesinin
İşte bu,
Bu bir yarım kalmışlığın hikâyesidir.

Seneler öncesinde bir çift yeşil gözle karşılaşmıştım, ard arda sıralı kamelyalarda yan yanaydık. O zamanlar tarihin tekerrürden ibaret olduğunu bilmiyordum. Hayatıma gireceğini, hayatımdan çıkacağını ve sonrasında hiç çıkamayacağını bilmiyordum. Çocuk kalbinde en derine dokunmak marifet değildi, marifet yozlaşmış kalbinde bam telini titretebilmekti aslında. Üstünden günler, aylar, yıllar geçti. Bir gün seninle birlikte bahar geldiğinde anladım; kalbimde bayram sevinci, gözlerimde hala yeşil gözlerinin yansıması. Saniyeler sürdü, gözlerimden yaş süzüldü, adımı sesinden duymakla birleşti hüznüm. Evet anladım; tarih tekerrürden ibaretti ve sen, benim tarihimdin.

.

.

.

İnsanın sınırlarını yerle bir eden aşklar vardır. Düşünüyorum bu kadar acı nasıl sığıyordu evrene? Bu kadar insan nasıl inletmiyorduk göğü? Nasıl başarıyordun her seferinde bir rüya gibi davranmayı? Çok fırtınalı sabahlara uyandık. Farkındayım. Bizim aşkımızda herkesin fırtınası kendineydi aslında, farkındayım.

Kaç sene öncesinin acısıydı bu derinlerde hissettiğim, kaç sene öncesinin aşkıydı ruhumda durmadan filizlenen, kaç sene öncesinde kalmıştık sen ve ben? İçinde senin olmadığın şehirleri görmek istemeyişimi de unutmadım, soğuk terler döktüğüm o geceyi de, seninle yeniden anlamlanan sokakları da, seni de…

Umudumun yitişinden tanıyorum seni. “Bizimki aşk değil kader” demişti şair, unuttu. Nasıl bir dengesizlik içinde denge yarattık seninle, bilmiyorum. Bir masal mı olacağız biz mutlu sonla biten? Acı bir hikaye barındıran kalın bir roman mı? Şairler yazmak için yaşar derler. Yaşayalım. Şunu da yazalım ama sayın şair:

… galiba ben kaderime aşığım.

 

“Ah…
Budur benim payıma düşen,
budur benim payıma düşen,
benim payıma düşen,
bir perde asılmasının benden aldığı gökyüzüdür,
benim payıma düşen, terk edilmiş merdivenlerden inmektir
ve ulaşmaktır bir şeylere çürüyüşte ve gurbette,
benim payıma düşen anılar bahçesinde hüzünlü bir gezintidir. ”

Füruğ Ferruhzad

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: